SASE: Aslında Neye Benzer Bir De Biz Anlatalım

Zero Trust Model = Nöbetteki Mirketler

Mirketlerin koloni gevşemeden önce yaklaşan her tehdidi doğrulayan görevli nöbetçileri olduğu gibi, SASE de varsayılan olarak hiçbir kullanıcıya veya cihaza güvenmez – ne kadar tanıdık görünürse görünsün, her şey önce doğrulanır.

Cloud-Based Security = Yunusların Ekolokasyonu

Yunuslar, çevrelerini anlamak için her şeyden ses dalgaları yansıtır. Benzer şekilde, SASE karar vermeden önce tehditlerin birden fazla açıdan tam bir resmini elde etmek için bulut üzerinden güvenlik kontrolleri yansıtır.

Network Erişim Kontrolü = Karınca Kolonisi Trafik Yönetimi

Karıncalar, SASE’nin ağ trafiği akışlarını yönetmesi gibi, belirli şeritler ve kurallarla organize otoyollar oluşturur. Bir yol tıkandığında veya tehlikeli hale geldiğinde, her iki sistem de işlerin verimli bir şekilde ilerlemesini sağlamak için otomatik olarak yeniden yönlendirilir.

Tehdit Algılama = Çayır Köpeklerinin Uyarı Sistemi

Çayır köpeklerinin farklı yırtıcı türleri için farklı alarm çağrıları vardır (şahin, yılan veya insan). SASE de benzer şekilde farklı tehdit türlerini belirli, uyarlanmış yanıtlarla kategorize eder ve yanıt verir.

Uzaktan Çalışma Güvenliği = İmparator Penguenlerin Toplanması

İmparator penguenler, herkesi sıcak ve korumalı tutmak için kümelerindeki pozisyonlarını sürekli olarak değiştirir. SASE de benzer bir şey yapar – uzaktan çalışanların etrafında koruyucu bir “küme” oluşturarak, nereden bağlanırlarsa bağlansınlar güvende kalmalarını sağlar.

Adaptive Security = Ahtapot Kamuflajı

Ahtapotlar, görünümlerini anında çevrelerine uyacak şekilde uyarlar. SASE, güvenlik duruşunu kullanıcı davranışına, konuma ve tehdit ortamına göre gerçek zamanlı olarak uyarlar – her zaman doğru korumayı mevcut durumla harmanlar.

Ortak Nokta

Ortak nokta? Her iki sistem de esnek ve duyarlı kalırken “topluluklarını” korumak için karmaşık, otomatik yollar geliştirir!

Şirketiniz için en doğru SASE çözümünü birlikte bulalım.

Cisco Secure E-mail Gateway

Giriş

E-posta, modern iş dünyasının oksijeni gibidir; onsuz nefes alamayız. Projeleri yönetir, müşterilerle iletişim kurar, kritik bilgileri paylaşırız. Ancak bu vazgeçilmez araç, aynı zamanda siber saldırganlar için de bir numaralı giriş kapısıdır. Birçoğumuz e-posta güvenliğini düşündüğümüzde aklımıza ilk olarak spam ve virüsleri engelleyen basit filtreler gelir. Oysa günümüzün gelişmiş e-posta güvenlik çözümleri, bu temel korumanın çok ötesine geçerek şaşırtıcı derecede akıllı ve çok katmanlı yetenekler sunuyor.

Bu yazıda, Cisco Secure Email Gateway gibi gelişmiş bir sistemin en etkileyici ve belki de daha önce hiç duymadığınız beş özelliğini mercek altına alacağız.

Bir Zaman Yolcusu Gibi Çalışır: Gelen Kutusuna Ulaştıktan Sonra Bile Tehditleri Etkisiz Hale Getirir

Geleneksel güvenlik sistemleri, bir e-postayı kapıdaki bir güvenlik görevlisi gibi kontrol eder: bir kez içeri girdikten sonra görevleri biter. Peki ya bir tehdit, ilk taramayı atlatacak kadar zekiyse ve kullanıcının gelen kutusuna yerleşirse ne olur? İşte burada “zaman yolculuğu” devreye giriyor.

Cisco Secure Email Gateway’in Malware Defense özelliği içinde yer alan “Mailbox Auto-Remediation” (Posta Kutusu Otomatik Düzeltme) yeteneği, bir tehdit ilk taramayı geçse bile geriye dönük müdahale imkanı tanır. Bu özellik, Cisco’nun küresel tehdit istihbaratı sayesinde, başlangıçta zararsız görünen bir dosyanın veya bağlantının sonradan tehlikeli olarak yeniden sınıflandırılması durumunda tetiklenir. Sistem, kötü amaçlı olduğu sonradan anlaşılan bu e-postayı doğrudan kullanıcının posta kutusuna (Microsoft 365 ve şirket içi Microsoft Exchange için) girerek otomatik olarak temizler.

Bu yetenek devrimseldir çünkü güvenliği statik bir “giriş kontrolü” olmaktan çıkarıp, tehdit istihbaratı güncellendikçe yaşayan ve kendini düzelten dinamik bir sürece dönüştürür. Bu proaktif yaklaşım, özellikle daha önce hiç görülmemiş “sıfırıncı gün” (zero-day) saldırılarına karşı paha biçilmez bir koruma katmanı ekler.

Sadece Bir Filtre Değil, Küresel Bir İstihbarat Ajanıdır

Etkili bir koruma, sadece bilinen tehditleri engellemekle kalmaz, aynı zamanda dünyanın dört bir yanında ortaya çıkan yeni tehditleri de öngörebilmelidir. Cisco’nun arkasındaki güçlerden biri, dünyanın en büyük tehdit algılama ağlarından biri olan Talos tehdit araştırma ekibidir.

Talos, küresel internet trafiğini 24 saat boyunca analiz ederek yeni tehditleri, anormallikleri ve saldırı trendlerini ortaya çıkarır. Bu küresel istihbarat, doğrudan Cisco Secure Email Gateway’e akar. Talos sayesinde sistem, her üç ila beş dakikada bir güncellenen kurallarla beslenir. Bu, “sıfır saat” (zero-hour) saldırılarına karşı endüstri lideri bir koruma sağlar. Sonuçlar ise bu istihbaratın ne kadar isabetli olduğunu kanıtlar nitelikte: >%99’luk spam yakalama oranı ve milyonda birden daha düşük yanlış pozitif oranı ile hem güvenliği en üst düzeye çıkarır hem de iş akışını gereksiz yere kesintiye uğratmaz.

Sizi Sadece Dış Tehditlerden Değil, Kendi Hatalarınızdan da Korur

Çoğu insan e-posta güvenliğini yalnızca dışarıdan gelen tehditlere karşı bir kalkan olarak düşünür. Oysa en az o kadar önemli olan bir diğer konu da içeriden dışarıya giden verilerin güvenliğidir. Yanlışlıkla gönderilen hassas bir bilgi, ciddi yasal ve finansal sonuçlar doğurabilir.

Cisco Secure Email Gateway, Veri Kaybı Önleme (DLP) ve şifreleme özellikleriyle bu soruna çözüm getirir. DLP modülü, kredi kartı numaraları, kişisel kimlik bilgileri veya şirket sırları gibi hassas verilerin şirket dışına sızmasını engeller. Yaklaşık 200 adet önceden oluşturulmuş politika şablonu, şirketlerin GDPR gibi uluslararası ve KVKK gibi yerel düzenlemelere uyum süreçlerini hızlandırmak için tasarlanmıştır.

Ancak en etkileyici özelliklerden biri, e-posta şifrelemesinin sunduğu kontrol gücüdür:

Göndericilere, mesajlar gönderildikten sonra bile içerikleri üzerinde kontrol sahibi olma imkanı tanıyın.

Bu ne anlama geliyor? Yanlış alıcıya kritik bir e-posta gönderdiğinizi veya içerikte bir hata yaptığınızı fark ettiğinizi düşünün. Bu teknoloji sayesinde, e-posta alıcının kutusuna ulaşmış olsa bile o e-postayı sonradan “kilitleyerek” okunamaz hale getirebilirsiniz. Bu, insan hatasına karşı inanılmaz güçlü bir güvencedir.

“Gri Alanları” Yönetir: Güvenli Abonelikten Çıkma Özelliği

E-posta tehditleri her zaman açıkça kötü amaçlı yazılımlar veya virüsler değildir. Bazen tehdit, masum görünen bir bağlantının arkasına gizlenir. Pazarlama e-postaları, sosyal medya bildirimleri ve bültenlerden oluşan “Graymail” (Gri Posta) yığını tam da böyle bir risk alanı oluşturur. Bu e-postalardaki “abonelikten çık” bağlantıları, saldırganlar tarafından kimlik bilgilerinizi çalmak için kullanılan popüler bir oltalama (phishing) tekniğidir.

“Safe Unsubscribe” (Güvenli Abonelikten Çıkma) özelliği, bu “gri alanı” yönetir. Kullanıcı şüpheli bir bağlantıya tıklamak yerine, sistemin sunduğu güvenli butonu kullanır. Sistem, kullanıcı adına bu abonelikten çıkma işlemini güvenli bir şekilde yönetir. Bu sayede kullanıcıyı sahte bağlantılara tıklama riskinden korurken, tüm aboneliklerini tek bir arayüzden yönetme kolaylığı sağlar. Kullanıcı deneyimini ve güvenliğini birleştiren bu gibi gelişmiş özellikler, genellikle çözümlerin daha kapsamlı paketlerinde sunulur.

O Sizin Altyapınıza Uyum Sağlar, Sizin Ona Değil

Her şirketin teknolojik altyapısı farklıdır. Kimi tamamen bulut tabanlı çalışırken, kimi verilerini kendi sunucularında tutmayı tercih eder. “Tek bir çözüm herkese uymaz” prensibi, e-posta güvenliği için de geçerlidir.

Cisco Secure Email Gateway, bu esnekliği üç farklı dağıtım modeliyle sunar: Bulut, Şirket İçi (Sanal Makine) ve Hibrit. Bu esneklik, özellikle stratejik bir değer taşır. Örneğin, hibrit model, şirketlerin buluta kendi hızlarında, aşamalı bir geçiş yapmasına olanak tanır. Bir şirket, gelen e-posta trafiğinin yarattığı yükü bulut korumasıyla karşılarken, giden hassas verilerinin kontrolünü şirket içindeki bir sistemde tutmaya devam edebilir. Bu uyum sağlama yeteneği, çözümü her ölçekten ve her türlü altyapı stratejisine sahip şirket için erişilebilir ve mantıklı kılar.

Sonuç

Gördüğünüz gibi, modern e-posta güvenliği artık basit bir “istenmeyen posta” kutusundan ibaret değil. Gelen kutusuna ulaştıktan sonra bile tehditleri avlayan bir zaman yolcusu, küresel bir istihbarat ağı, insan hatalarını telafi eden bir koruyucu, dijital konforu artıran bir yardımcı ve iş stratejinize uyum sağlayan esnek bir ortaktır. Bu çok katmanlı, zeki ve dinamik yapı, iş iletişiminin en kritik halkasını gerçekten güvence altına alır.

Peki siz, iş iletişiminizin can damarını sadece bir filtreyle mi koruyorsunuz, yoksa onu gerçekten güvence altına alan çok katmanlı bir stratejiniz var mı?

Proofpoint E-mail Security

Yönetici Özeti

Proofpoint E-posta Koruması, kuruluşları gelen ve giden e-posta trafiğindeki modern tehditlere karşı korumak için tasarlanmış, bulut tabanlı kapsamlı bir güvenlik çözümüdür.

Sistem, kimlik avı (phishing), sahte e-posta (impostor email), kötü amaçlı yazılım (malware) ve spam gibi çeşitli siber saldırı vektörlerine karşı çok katmanlı bir savunma mekanizması sunar. İmza tabanlı tespit, dinamik itibar analizi ve kötü amaçlı yazılım içermeyen tehditleri (örneğin, yönetici sahtekarlığı) tanımlayabilen gelişmiş analiz tekniklerini bir araya getirir. Çözüm, bulut, hibrit ve şirket içi (on-premises) dağıtım seçenekleriyle en karmaşık kurumsal ihtiyaçları dahi karşılayacak esnekliğe sahiptir. Sektör lideri Hizmet Seviyesi Anlaşmaları (SLA) ile %99.999 hizmet kullanılabilirliği ve %100 virüs koruması taahhüt eder. Ayrıca, e-posta sunucularının çevrimdışı olduğu durumlarda iş sürekliliği sağlar, yöneticilere ve son kullanıcılara e-posta yönetimi için ayrıntılı kontrol ve raporlama araçları sunar.

Kapsamlı Tehdit Koruması

Proofpoint E-posta Koruması, kuruluşların insanlarını, verilerini ve marka itibarını e-posta kaynaklı tehditlere karşı güvence altına almayı hedefler. Çözüm, hem bilinen hem de yeni ortaya çıkan tehditlere karşı koruma sağlamak üzere tasarlanmıştır.

Koruma Sağlanan Başlıca Tehditler

Sahte E-posta (Impostor Email): İş e-postası sahtekarlığı (Business Email Compromise – BEC) veya yönetici sahtekarlığı (CEO fraud) olarak da bilinen ve büyük mali kayıplara yol açabilen saldırılar.

Kimlik Avı (Phishing): Kullanıcıların kimlik bilgilerini çalmayı amaçlayan dolandırıcılık e-postaları.

Kötü Amaçlı Yazılım (Malware): Virüsler ve diğer zararlı yazılımlar.

Spam: İstenmeyen ve yığınsal olarak gönderilen e-postalar.

Toplu Posta (Bulk Mail / Graymail): İstenmeyen ancak teknik olarak spam olmayan pazarlama veya bülten e-postaları.

Temel Teknolojiler ve Analiz Yöntemleri

Etkili tehdit koruması, doğru tespitle başlar. Proofpoint, tehditleri hassas bir şekilde belirlemek için çok katmanlı bir teknoloji yaklaşımı benimser.

Çok Katmanlı İçerik Analizi

Platform, bilinen ve gelişmekte olan tehditlere karşı koruma sağlamak için birden fazla teknik kullanır:

İmza Tabanlı Tespit: Bilinen tehditleri ve virüsleri engeller.

Dinamik İtibar Analizi: E-posta bağlantılarını kabul etme, reddetme veya yavaşlatma kararını vermek için yerel ve küresel IP adreslerinin itibarını sürekli olarak değerlendirir. Bu özellikler, kötü niyetli faaliyetlerin ilk belirtilerinde koruma sağlamaya yardımcı olur.

Kötü Amaçlı Yazılım İçermeyen Tehditlere Karşı Koruma

Proofpoint E-posta Koruması, kötü amaçlı yazılım içermeyen ancak ciddi riskler barındıran tehditleri tespit etme yeteneğine sahiptir.

Gönderici İtibarı Değerlendirmesi: Kimlik bilgisi avı ve sahte e-posta gibi tehditleri tespit etmek için gönderici/alıcı ilişkisi, e-posta başlıkları (headers) ve içerik de dahil olmak üzere yüz binlerce e-posta özniteliğini analiz eder. Bu sayede, hızla artan bir tehdit olan sahte e-posta saldırılarına karşı etkili bir savunma katmanı oluşturulur.

Kontrol, Esneklik ve Yönetim

Çözüm, dünyanın en büyük kuruluşlarının taleplerini karşılayacak şekilde tasarlanmış güçlü kontrol ve politika oluşturma yetenekleri sunar.

Doğru E-posta Sınıflandırması ve Karantina: Çok dilli analiz yeteneği sayesinde e-postaları neredeyse her dilde tehditlere ve istenmeyen iletilere karşı korur. Gelen e-postaları türlerine göre (spam, kimlik avı, sahte, toplu, yetişkin içeriği, kötü amaçlı yazılım) ayrı karantinalara ayırarak yöneticilere ayrıntılı kontrol imkanı tanır.

Graymail Yönetimi: “Graymail” olarak adlandırılan toplu e-postaların gelen kutusunda yarattığı dağınıklığı azaltır. Büyük veri analizi teknikleri ile bu tür e-postaları doğru bir şekilde tanımlayarak ayrı bir düşük öncelikli gelen kutusuna yönlendirir. Kullanıcılar, istedikleri e-postaları normal gelen kutularına “yükseltebilir” veya istemediklerini karantinaya “düşürebilir”.

Politika Oluşturma: Esnek politika motoru, küresel, grup ve kullanıcı düzeyinde özel kurallar oluşturulmasına olanak tanır. Derin içerik denetimi sayesinde kuruma özgü kabul edilebilir kullanım politikaları kolayca uygulanabilir.

İş Sürekliliği ve Görünürlük

E-posta Sürekliliği

Microsoft Office 365 gibi bulut tabanlı platformlarda yaşanabilecek hizmet kesintileri, iş akışını olumsuz etkileyebilir. Proofpoint’in e-posta sürekliliği özelliği, posta sunucuları kullanılamadığında bile e-posta alıp göndermeye devam etmeyi sağlar. Bu “her zaman açık” yetenek, önemli mesajların iletilmesini ve iş operasyonlarının kesintisiz devam etmesini garanti eder. E-posta hizmeti geri yüklendiğinde, gönderilen ve alınan tüm e-postalar sunucuyla senkronize edilir.

Görünürlük ve Raporlama

Mesaj Takibi: Gelişmiş mesaj takip özelliği, onlarca arama kriterine dayalı olarak bulunması zor kayıt verilerini hızlıca tespit etmeye yardımcı olan yüksek performanslı bir arama motoru içerir.

Raporlama: Posta akışı ve eğilimler hakkında ayrıntılı görünürlük sağlayan 60’tan fazla gerçek zamanlı rapor sunar. Bu veriler, ortaya çıkan sorunları ve eğilimleri proaktif bir şekilde ele almaya yardımcı olur.

Son Kullanıcı Kontrolleri

Çözüm, kullanıcılara e-posta tercihleri üzerinde kişisel kontrol imkanı sunar. Kullanıcılar aşağıdaki gibi konularda kendi kendilerine hizmet verebilir:

Karantina yönetimi

Güvenli ve engellenenler listeleri

Toplu posta teslimat tercihleri

Kullanıcılar çeşitli spam politikalarına dahil olma veya bu politikalardan çıkma seçeneğine de sahip olabilir. Tüm son kullanıcı hizmetleri, kurumsal kimliğe uygun olarak kolayca markalanabilir ve çok sayıda dil desteği ile küresel olarak dağıtılabilir.

Temel Özellikler ve Avantajlar

Sektör Lideri Hizmet Seviyesi Anlaşmaları (SLAs)

Çözüm bulutta dağıtıldığında aşağıdaki performans metriklerini taahhüt eder:

Hizmet Kullanılabilirliği: %99.999

Spam Engelleme veya Yönlendirme: %99

Virüs Koruması: %100

E-posta Gecikmesi: 1 dakikadan az

Cisco Cyber Threat Trends Report: From Trojan Takeovers to Ransomware Roulette

Cisco Siber Tehdit Eğilimleri Raporu: Truva Atı Ele Geçirmelerinden Fidye Yazılımı Ruletine

UYARI
© 2024 Cisco and/or its affiliates. All rights reserved. Cisco and the Cisco logo are trademarks or registered trademarks of Cisco and/or its affiliates in the U.S. and other countries. To view a list of Cisco trademarks, go to this URL: www.cisco.com/go/trademarks. Third-party trademarks mentioned are the property of their respective owners. The use of the word partner does not imply a partnership relationship between Cisco and any other company. (1110R) 1332283224   06/24

Cyber Threat Trends Report:
From Trojan Takeovers to Ransomware Roulette

Giriş: DNS En Tehlikeli Tehditleri Keşfetmemize Nasıl Yardımcı Olur?

Tehdit ortamı sürekli değişiyor. İnternet üzerinde her gün milyarlarca ve sürekli genişleyen yeni bağlantılar kuruluyor. Korunması gereken şeyler her zamankinden çok daha fazla.

Çalışma düzenleri sürekli değişiyor, bu da kurumların giderek daha karmaşık hale gelen saldırılara karşı daha savunmasız olduğu anlamına geliyor.

Alan Adı Sistemi (DNS), istemcilerin web sitelerine bağlanmasını, yazılım güncellemelerini gerçekleştirmesini ve kuruluşların güvendiği birçok uygulamayı kullanmasını sağlar.

Alan Adı Sistemi (DNS), korumak için değil, bağlanmak için oluşturulmuştur. Kullanıcıları web sitelerine veya uygulamalara hızlı ve doğru bir şekilde bağlamak için tasarlanmıştır ve internetin temelini oluşturur. İnsanlar farkında olmadan günde milyarlarca kez DNS kullanır; bir kullanıcı bir web sitesine her bağlandığında, telefonunda bir uygulama açtığında veya bir yazılım güncellediğinde, cihazı alan adıyla ilişkili IP adresini bulmak için DNS sunucularını sorgular.

Cisco, siber güvenlik konusunda benzersiz bir bakış açısına sahiptir. Göremediğiniz şeyi koruyamayacağınızı biliyoruz. Cisco olarak biz, günlük ortalama 715 milyar DNS isteğini çözümlediğimiz için, dünyadaki diğer tüm güvenlik sağlayıcılarından daha fazla tehdit, kötü amaçlı yazılım ve saldırıyla karşılaşıyoruz.

Ayrıca tüm güvenlik hizmetlerimizi Cisco Talos’un tehdit istihbaratıyla destekliyoruz. Talos, seçkin güvenlik uzmanları grubundan oluşan, dünyanın en büyük sivil toplum tehdit araştırma kuruluşudur. Bu devasa veri kümeleri ve uzman güvenlik araştırmacıları, tehdit araştırmalarımıza güç katıyor ve saldırıları daha erken durdurmak için eşsiz tehdit istihbaratı sağlıyor. Tehditleri daha erken görüp anlamamızı ve daha hızlı engellememizi sağlayan da işte bu temeldir.

Günümüzdeki karmaşık saldırıların çoğu DNS etkinliğine dayanmaktadır. Bu rapor, siber saldırılar için DNS’i kullanan başlıca tehditleri ve DNS katmanı güvenliğinin kötü amaçlı etkinliklerin ve güvenliği ihlal edilmiş sistemlerin daha iyi doğruluğunu ve tespitini nasıl sağladığını inceliyor.

Metodoloji

Aşağıdaki analiz, Cisco Umbrella kullanan kuruluşlar tarafından gözlemlenen DNS etkinliğine dayanmaktadır.

Veriler, Umbrella tarafından tanımlanan çeşitli tehdit kategorilerine göre Ağustos 2023 ile Mart 2024 arasında engellenen alan adı sayısını kapsamaktadır.

Eğilim grafikleri, belirli bir aydaki DNS etkinliğinin, tam zaman diliminin aylık ortalamasına kıyasla artıp artmadığını göstermektedir.

Temel Bulgular

En çok görülen üç tehdit kategorisi Infırmation Stealers (Bilgi Hırsızları), Trojans (Truva Atları) ve Ransomware (Fidye Yazılımları) idi. Bu kategorilerin her birinin ortalama aylık engelleme sayısı yüz milyonlarcaydı.

#1. Information Stealer – 246 Million

#2. Trojan – 175 Million

#3. Ransomware – 154 Million

#4. RAT – 46 Million

#5. APT – 40 Million

#6. Botnet – 31 Million

#7. Dropper – 20 Million

#8. Backdoor – 14 Million

Tehdit #1: Information Stealers

Information Stealer (Bilgi Hırsızı) Nedir?
Bilgi hırsızları, virüslü bir sistemden çeşitli kişisel ve finansal bilgileri toplamak için tasarlanmış kötü amaçlı programlardır. Tuş vuruşlarını yakalayabilir, dosyaları çıkarabilir, parolalar ve çerezler gibi tarayıcı verilerini çalabilir ve daha fazlasını yapabilirler. Bilgi hırsızları, tehditlerin ele geçirilmiş bir kuruluştan veri sızdırması nedeniyle büyük miktarda DNS trafiği oluşturur.

İlk olarak 2020 civarında tespit edilen Redline, tarayıcılarda kayıtlı parolalar, kredi kartı bilgileri, kripto para cüzdanları, VPN oturum açma bilgileri, FTP oturum açma bilgileri, çerezler ve oturum verileri gibi çeşitli kişisel bilgileri enfekte bir bilgisayardan çalma yeteneğine sahiptir. Genellikle e-posta ve kötü amaçlı reklam kampanyaları aracılığıyla, doğrudan veya istismar kitleri ve yükleyici kötü amaçlı yazılımlar aracılığıyla iletilir; son araştırmalar, bazı siber suç gruplarının oyun topluluğunu hedef aldığını ve macOS ve Windows kullanıcılarından hassas bilgileri çalabilen kötü amaçlı yazılımlar göndermek için sahte Web3 oyun tuzaklarından yararlandığını göstermektedir.

Cisco’nun Analizi – Information Stealers

Engellenen Information Stealers etkinliği, kimlik bilgilerinin çalınması ve ses/görüntü iletişimlerinin izlenmesini içerir. Her üç ay boyunca ortalamanın üzerinde bir etkinlik ve ardından bir ay boyunca ortalamanın altında bir etkinlik eğilimi görülmektedir. Etkinlikteki bu düşüşler, büyük miktarda çalıntı veriyi işleyen saldırı gruplarının üç ay boyunca veri toplaması ve ardından bir ay boyunca analiz etmesiyle ilişkilendirilebilir. Bu, tehdit ortamında zaman içinde daha önce de görülen bir durumdur.

Bilgi hırsızları, karaborsada büyük değer taşıyan çok sayıda hassas veriyi gizlice toplayabildikleri için önemli bir tehdit olmaya devam ediyor. Sürekli yeni varyantların oluşturulması tespit edilemeyebiliyor ve kimlik avı ve ele geçirilmiş web siteleri de dahil olmak üzere geniş bir dağıtım yelpazesi, sürekli bir kurban akışı sağlıyor. Kişisel ve finansal veriler kazançlı hedefler olmaya devam ederken, bilgi hırsızları siber suçlular tarafından sürekli olarak güncelleniyor ve kullanılıyor.

Tehdit #2: Trojans

Trojan (Truva Atı) Nedir?
Truva atı, kullanıcıları gerçek amacı konusunda yanıltan bir tür kötü amaçlı yazılımdır. Genellikle meşru yazılım kılığına girer; bir diğer yaygın kurulum taktiği ise, kullanıcının fatura kılığına girmiş bir e-posta eki gibi kötü amaçlı bir bağlantı alması ve tıklandığında sessizce bir Truva Atı kurmasıdır. Etkinleştirildikten sonra, siber suçluların sizi gözetlemelerine, hassas verilerinizi çalmalarına ve sisteminize arka kapı erişimi elde etmelerine olanak tanıyabilirler.

Qakbot, bankacılık kimlik bilgilerini ve diğer kişisel bilgileri çalmanın yanı sıra, saldırganların enfekte sistemlere ek kötü amaçlı yazılımlar yüklemesi için bir arka kapı sağlama gibi yeteneklere sahip çok işlevli ve gelişmiş bir Truva atıdır. Zamanla QakBot, kaçınma ve yayılma tekniklerinde çeşitli güncellemeler ve iyileştirmelerle gelişmiştir. Güvenlik açıklarından yararlanarak ve hesap kimlik bilgilerine kaba kuvvet saldırıları uygulayarak ağlar arasında yayılabilir ve bu da kurumsal ağlar içinde hızla yayılmasına olanak tanır.

Cisco’nun Analizi – Trojans

Truva atı etkinliği Ağustos ve Eylül 2023’te en yüksek seviyedeydi, ardından bu araştırmanın kalan zaman diliminde düşüş gösterdi. Bu düşüşlere rağmen, Truva atı etkinliği tehdit kategorileri arasında ikinci en yüksek seviyededir. Geçmişte, fidye yazılımlarındaki artışların yanı sıra Truva atı etkinliğinde de düşüşler görülmüştür.

Truva atları, aldatıcı yapıları ve kötü amaçlı faaliyetler gerçekleştirirken arka planda gizlenebilme yetenekleri nedeniyle yaygın bir tehdit olmaya devam ediyor. Saldırganların sistemlere yetkisiz erişim sağlamaları, ek kötü amaçlı yazılımlar göndermeleri ve arka kapılar oluşturmaları için etkili bir araçtırlar. Truva atlarının sosyal mühendislik ve yazılım açıkları aracılığıyla kolayca yayılabilmeleri, tehdit raporlarımızdaki yaygınlıklarının devam etmesine katkıda bulunmaktadır.

Tehdit #3: Ransomware

Ransomware (Fidye Yazılımı) Nedir?
Fidye yazılımı, kurbanın bilgisayarındaki veya ağındaki dosyaları şifreleyerek erişilemez hale getiren ve şifrelerini çözmek için fidye talep eden bir kötü amaçlı yazılım türüdür. Fidye ödenmezse, kurbanlar genellikle verilerinin kalıcı olarak kaybedilmesi veya çalınan verilerinin ifşa edilmesiyle tehdit edilir.

Lockbit, günümüzün en aktif fidye yazılımı türlerinden biridir; fidye yazılımı operasyonları, veri sızıntısı sitelerine yapılan toplam gönderi sayısının %25’inden fazlasını oluşturmaktadır. Şubat 2024’te, çok kurumlu uluslararası kolluk kuvvetleri görev gücü, LockBit operasyonlarını aksatmayı başardı. Ancak grup, yeni sunucular ve şifreleyiciler kullanarak operasyonlarını hızla yeniden başlatmayı başardı.

Cisco’nun Analizi – Ransomware

Fidye yazılımı faaliyetleri Ocak ayında sıçradı ve gözlemlenen zaman diliminin geri kalanında yüksek seyretti. Fidye yazılımlarında görülen eğilimler, dropper kategorisindeki eğilimleri yakından takip ediyor ve bu da ikisi arasında bir korelasyon olduğunu gösteriyor. Gördüğümüz dropper’ların fidye yazılımı yüklerini beslemek için kullanılıyor olması muhtemel.

Fidye yazılımları, verileri veya sistemleri fidye için rehin tutarak saldırılardan doğrudan para kazandığı için yaygın bir tehdit olmaya devam ediyor. Yüksek kârlılığı ve fidye yazılımı hizmeti platformlarının giderek artan erişilebilirliği, daha az yetenekli saldırganların bile saldırılar başlatmasına olanak tanıyor. Kuruluşların genellikle yetersiz yedekleme ve kurtarma süreçleri ve birçok kişinin fidye ödemeye istekli olması, saldırı döngüsünü sürdürüyor.

Tehdit #4: RAT (Remote Access Trojans)

RAT (Uzaktan Erişim Truva Atı) Nedir?
Fidye yazılımı, kurbanın bilgisayarındaki veya ağındaki dosyaları şifreleyerek erişilemez hale getiren ve şifrelerini çözmek için fidye talep eden bir kötü amaçlı yazılım türüdür. Fidye ödenmezse, kurbanlar genellikle verilerinin kalıcı olarak kaybedilmesi veya çalınan verilerinin ifşa edilmesiyle tehdit edilir.

2009 yılı gibi erken bir tarihte, Gh0st RAT olarak bilinen bir RAT, hedefli saldırılarda kullanılıyordu. Gizliliği ve tespit edilmesinin zorluğuyla biliniyordu. Saldırganların enfekte cihaz üzerinde tam kontrol sahibi olmasını sağlıyor ve casusluk kampanyalarında kullanılıyordu. Cisco Talos Threat Intelligence, bu tehdidin evrimleştiğini belirterek, muhtemelen Ağustos 2023 gibi erken bir tarihte başlayan ve “SugarGh0st” adlı yeni bir RAT ortaya çıkaran kötü amaçlı bir kampanyaya atıfta bulundu. Tehdit aktörünün Özbekistan Dışişleri Bakanlığı ve Güney Kore’deki kullanıcıları hedef aldığını gösteren kanıtlar mevcut. 

SugarGh0st RAT, on yıldan uzun süredir aktif olan kötü şöhretli bir trojan olan Gh0st RAT’ın yeni özelleştirilmiş bir versiyonudur. Bu versiyon, C2 tarafından yönlendirilen uzaktan yönetim görevlerini kolaylaştırmak için özelleştirilmiş komutlar ve kodda kullanılan komut yapısı ve dizelerin benzerliğine dayalı değiştirilmiş iletişim protokolü içerir.

Cisco’nun Analizi – Remote Access Trojans (RAT)

Tıpkı Truva atı etkinliği gibi, RAT etkinliği de zaman içinde düşüş eğilimi gösterdi. Ekim ayında görülen etkinlik artışı, Backdoor etkinliğindeki benzer bir artışla aynı zamana denk geliyor. Bu artışın, Cobalt Strike’ın güncellenmiş bir sürümünün yayınlanmasından kaynaklanması muhtemel; 4.9 sürümü Eylül ayı sonlarında yayınlanmıştı.

RAT’ler, ele geçirilmiş sistemlere derinlemesine erişim sağlama yetenekleri sayesinde siber suçlular ve casusluk için tercih edilen bir araç olmaya devam ediyor. Gizli gözetleme, veri sızdırma ve kurban makineler üzerinde tam kontrol sağlama gibi avantajlara sahipler ve genellikle uzun süreler boyunca tespit edilemiyorlar. RAT’leri tespit etmenin zorluğu ve hedefli saldırılarda çok işlevli kullanımları, tehdit ortamlarında kalıcı olmalarını sağlıyor.

Tehdit #5: APT (Advanced Persistent Threats)

APT (Gelişmiş Kalıcı Tehdit) Nedir?
APT’ler, bilgi çalmak veya operasyonları aksatmak amacıyla belirli kuruluşları (kuruluşlar veya ülkeler gibi) hedef alan karmaşık ve gelişmiş tehditlerdir. Bu tehditler kalıcıdır, genellikle bir ağda uzun süre tespit edilemez ve iyi finanse edilen siber suçlular veya devlet destekli gruplar tarafından gerçekleştirilir.

Cisco Talos Threat Intelligence, Rus siber casusluk tehdit grubu Turla APT grubu tarafından oluşturulan ve işletilen “TinyTurla-NG” (TTNG) adlı yeni bir tehdit tespit etti (kodlama stili ve işlevsellik uygulaması açısından Turla’nın daha önce açıklanan implantı TinyTurla’ya benziyor).

Talos, TinyTurla gibi TinyTurla-NG’nin de, enfekte olmuş sistemlerde diğer tüm yetkisiz erişim/arka kapı mekanizmaları başarısız olduğunda veya tespit edildiğinde kullanılmak üzere geride bırakılan küçük bir “son şans” arka kapısı olduğunu değerlendirdi.

Cisco’nun Analizi – Advanced Persistent Threats (APT)

Bu kategori, ayda ortalama 40 milyon blokla, bir aydan diğerine en düşük değişim oranlarından birine (veya en istikrarlı aktivite miktarına) sahipti. Bu sınıflandırma, karmaşık saldırılar gerçekleştirmek için kaynaklara, zamana ve özveriye sahip, yüksek vasıflı tehdit aktörlerini kapsamaktadır.

APT’ler, genellikle ulus devletler veya iyi finanse edilen kuruluşlar tarafından desteklenen, karmaşık, hedef odaklı ve gizli yapıları nedeniyle yaygınlığını sürdürmektedir. Casusluk ve fikri mülkiyet hırsızlığına uzun vadeli odaklanmaları ve ağlar içinde aylarca hatta yıllarca tespit edilememe kabiliyetleri, onları siber güvenlikte sürekli gelişen ve kalıcı bir tehdit haline getirmektedir.

Tehdit #6: Botnet

Botnet Nedir?
Botnet, bir tehdit aktörü (genellikle “bot yöneticisi” olarak adlandırılır) tarafından kontrol edilen, bot olarak bilinen virüslü bilgisayarlardan oluşan bir ağdır. Bu ele geçirilmiş bilgisayarlar, sahiplerinin bilgisi olmadan Dağıtılmış Hizmet Reddi (DDoS) saldırıları başlatmak, spam e-postalar göndermek, veri çalmak veya kötü amaçlı yazılım yaymak gibi kötü amaçlı faaliyetleri gerçekleştirmek için uzaktan kontrol edilebilir.

Mirai botnet’i iyi bilinen bir örnektir. 2016 yılında, Twitter, Netflix ve Reddit gibi hizmetler de dahil olmak üzere internetin büyük bir bölümünü çökerten büyük bir DDoS saldırısı başlatmak için kullanıldı. Botnet, çoğunlukla varsayılan kullanıcı adı ve parolaları kullanılarak enfekte edilen kamera ve DVR gibi IoT cihazlarından oluşuyordu. Linux tabanlı bir diğer botnet olan TheMoon ise 2024’ün ilk yarısında büyümeye devam ederek 88 ülkede 40.000 uç noktaya ulaştı.

Cisco’nun Analizi – Botnet

Botnet etkinliği, Mart ayındaki ani artışa kadar gözlemlenen zaman dilimi boyunca oldukça istikrarlı seyretti; bu artış, söz konusu zaman diliminin ortalamasının %174 üzerindeydi.

Genel olarak, Botnet’ler, güvenli olmayan IoT cihazları da dahil olmak üzere çok sayıda cihaza hızla yayılma kabiliyetleri ve DDoS saldırıları ve veri hırsızlığı gibi çeşitli kötü amaçlı faaliyetleri yürütmedeki çok yönlülükleri nedeniyle yaygın bir siber tehdit olmaya devam ediyor. Merkezi olmayan komuta ve kontrol yapıları ve gizli çalışmaları nedeniyle tespit edilmeleri ve ortadan kaldırılmaları zordur.

Tehdit #7: Dropper

Dropper Nedir?
Dropper, hedef sisteme başka kötü amaçlı yazılımlar yüklemek için tasarlanmış bir kötü amaçlı yazılım türüdür. Dropper’ın kendisi genellikle sisteme zarar vermez; bunun yerine amacı, tespit edilmekten kaçınmak ve diğer kötü amaçlı programları gizlice indirip çalıştırabileceği bir yer edinmektir.

2019 yılında, Android cihazları hedef alan “xHelper” adlı bir dropper ortaya çıktı. Kalıcılığıyla, manuel olarak kaldırma girişimlerinden veya fabrika ayarlarına sıfırlamalardan sonra bile kendini yeniden kurabilmesiyle ünlüydü. xHelper, çeşitli kötü amaçlı faaliyetlerde bulunabilen diğer kötü amaçlı uygulamaları indirip yüklüyordu.

Cisco’nun Analizi – Dropper

Fidye Yazılımı kategorisinde olduğu gibi, dropper kategorisinde de Ocak ayında bir artış görüldü ve bu artış zaman diliminin sonuna kadar devam etti.
Dropper’lar, çok aşamalı kötü amaçlı yazılım saldırılarında, yüklerin gizlice iletilmesini kolaylaştırarak önemli bir rol oynadıkları için hala yaygın olarak bildirilmektedir.

İlk güvenlik önlemlerini atlatıp daha yıkıcı kötü amaçlı yazılımlar yükleyebilme yetenekleri, onları siber suçluların cephaneliğinde kalıcı bir araç haline getirmektedir. Dropper’lar tespit edilmekten kaçınmak için geliştikçe, karmaşık kötü amaçlı yazılım enfeksiyonlarını kolaylaştırmadaki kullanımları onları güncel tutmaktadır.

Tehdit #8: Backdoor

Backdoor Nedir?
Backdoor (Arka kapı), yetkisiz kullanıcıların normal kimlik doğrulamasını atlatarak bir bilgisayara veya ağa uzaktan erişim sağlayabileceği bir yöntemdir. Yüklü bir yazılım veya donanımın veya yazılımın yerleşik bir özelliği olabilir.

Cobalt Strike, öncelikli olarak sızma testleri ve güvenlik değerlendirmeleri için kullanılan meşru bir yazılım aracıdır. Ancak, güçlü yetenekleri siber suçlular tarafından kötü amaçlı amaçlarla da kullanılmıştır. Bir güvenlik tehdidi olarak Cobalt Strike, saldırganlar tarafından Cobalt Strike araç setinin yetkisiz kullanımını ifade eder. Siber suçlular, hedef ağdaki tehlikeye atılmış sistemlerin komuta ve kontrolü (C2) için Cobalt Strike’ın “işaret” yüklerini kullanır. Değiştirilebilir C2 profilleri, saldırganların işaretin ağ trafiğini normal trafikle harmanlayacak şekilde özelleştirmelerine olanak tanır ve bu da ağ savunma sistemlerinin kötü amaçlı iletişimleri tespit etmesini zorlaştırır. Ayrıca, saldırganların ağ içindeki tutunmalarını artırmak için kullanabilecekleri ayrıcalık yükseltme, yatay hareket ve keşif gibi istismar sonrası faaliyetler için bir dizi araç sunar.

Cisco’nun Analizi – Backdoor

Gözlemlenen arka kapı faaliyetlerinin çoğu Cobalt Strike kullanımına bağlanabilir. Ekim ayında görülen ani artış, RAT faaliyetlerindeki benzer bir artışla aynı zamana denk geliyor. Bu artışın Cobalt Strike’ın 4.9 sürümünün yayınlanmasına atfedilmesi mümkün.

Arka kapılar, saldırganlara ele geçirilmiş sistemlere sürekli ve yetkisiz erişim sağladıkları için önemli bir tehdit olmaya devam ediyor. Gizlilikleri ve süreklilikleri, veri ihlalleri, gözetim veya daha fazla kötü amaçlı faaliyet için uzun vadeli istismara olanak tanıyor. Arka kapıların yazılım veya sistemlere, genellikle tedarik zinciri ihlalleri yoluyla stratejik olarak yerleştirilmesi, onları ortadan kaldırılması zor bir tehdit ve kuruluşlar için sürekli bir endişe kaynağı haline getiriyor.

Öneriler

Güvenlik uzmanları, DNS sorgularını izleyerek ve kontrol ederek, kötü amaçlı trafiği son kullanıcı cihazlarına ulaşmadan önce tespit edip engelleyebilir. Güvenlik uzmanlarının savunmalarını güçlendirmek için dikkate almaları gereken bazı öneriler ve sonraki adımlar şunlardır:

1. DNS Güvenliğinden Yararlanma

2. Uç Noktalarınızı Koruma

3. Güvenlik Savunma Stratejisinin Uygulanması

DNS Güvenliğinden Yararlanma

DNS filtrelemeyi uygulayın: Bilinen kötü amaçlı etki alanlarına ve IP adreslerine erişimi engellemek için DNS filtreleme hizmetlerini kullanın. Bu, komuta ve kontrol sunucularına, kimlik avı sitelerine ve diğer kötü amaçlı çevrimiçi kaynaklara bağlantıları engelleyebilir.

Tehdit istihbaratından yararlanın: Kötü amaçlı ana bilgisayarların listesini güncel tutmak için tehdit istihbaratı akışlarını güvenlik sistemlerinizle entegre edin. Bu proaktif yaklaşım, ortaya çıkan yeni tehditleri tespit edip engellemenize yardımcı olur.

DNS trafiğini izleyin: Çok sayıda DNS sorgusu, var olmayan etki alanları için tekrarlanan sorgular (NXDOMAIN) veya tek bir etki alanına sık sık yapılan sorgular gibi kötü amaçlı etkinlikleri gösterebilecek olağandışı kalıplar için DNS günlüklerini düzenli olarak izleyin ve analiz edin.

Güvenli DNS çözümleyicileri: DNS ele geçirme ve önbellek zehirleme saldırılarını önlemek için DNS çözümleyicilerinizin güvenli bir şekilde yapılandırıldığından emin olun. DNS verilerinin bütünlüğünü korumak için DNSSEC (DNS Güvenlik Uzantıları) kullanın.

Uç Noktalarınızı Koruma

Ağları segmentlere ayırın: Kötü amaçlı yazılımların yayılmasını sınırlamak için ağınızı segmentlere ayırın. Bir cihaz tehlikeye girerse, ağ segmentasyonu kötü amaçlı yazılımın ağın diğer bölümlerine yatay olarak yayılmasını önleyebilir.

Uç nokta koruması: Davranış analizi ve makine öğrenimi tekniklerini kullanarak sıfırıncı gün tehditleri de dahil olmak üzere kötü amaçlı yazılımları tespit edip engelleyebilen gelişmiş uç nokta koruma çözümleri dağıtın.

Erişim kontrollerini uygulayın: Bir arka kapının veya RAT’ın bir sisteme erişmesinin potansiyel etkisini en aza indirmek için en az ayrıcalık ilkesini ve güçlü kimlik doğrulama yöntemlerini kullanın.

Güvenlik Savunma Stratejisinin Uygulanması

Sistemleri yamalayın ve güncelleyin: Truva atları, dropper’lar ve arka kapılar gibi kötü amaçlı yazılımlar tarafından istismar edilebilecek bilinen güvenlik açıklarına karşı koruma sağlamak için tüm sistemleri ve yazılımları en son yamalarla güncel tutun.

Kullanıcıları eğitin: Çalışanlarınıza, kimlik avı girişimlerini ve kötü amaçlı yazılım bulaşmalarına yol açabilecek diğer sosyal mühendislik taktiklerini belirlemelerine yardımcı olmak için en iyi güvenlik uygulamaları konusunda eğitim verin.

Verileri düzenli olarak yedekleyin: Kritik verilerin düzenli yedeklerini alın ve bu yedeklerin güvenli bir şekilde saklandığından ve hızlı bir şekilde geri yüklenebildiğinden emin olun. Bu, özellikle fidye yazılımı saldırılarından kurtulmak için önemlidir.

Olay müdahalesini planlayın: Kuruluşunuzun siber güvenlik olaylarına etkili bir şekilde müdahale etmeye hazır olması için bir olay müdahale planı geliştirin ve düzenli olarak test edin.

Çok katmanlı bir savunma stratejisi oluşturun: DNS katmanlı güvenliğini, güvenlik duvarları, saldırı tespit sistemleri (IDS) ve saldırı önleme sistemleri (IPS) gibi diğer güvenlik kontrolleriyle birleştirerek, katmanlı bir güvenlik yaklaşımı kullanın.

DNS Güvenliği En Büyük Tehditlere Karşı Nasıl Savunma Sağlayabilir ve Güvenlik Dayanıklılığını Nasıl Artırabilir?

Global Cyber ​​Alliance’ın DNS Güvenliğinin Değeri raporuna göre, DNS güvenliği siber olayların üçte birini hafifleterek 10 milyar dolara kadar kaybı önleyebilir. DNS katmanının güvenliğini sağlamak, bağlantı kurulmadan önce kötü amaçlı alan adlarını, IP adreslerini ve bulut uygulamalarını engellemek anlamına gelir.

Cisco, DNS katmanı güvenliğinde küresel bir liderdir; her gün 550 milyar güvenlik olayı, ayda 1,5 milyar kimlik doğrulama isteği, günde 2,8 milyon yeni kötü amaçlı yazılım örneği görüyor ve yılda 200’den fazla güvenlik açığı keşfediyoruz. Uçtan uca görünürlüğümüz sayesinde daha fazla tehdide karşı koruma sağlayabiliyoruz.

30.000’den fazla müşteri Cisco’yu DNS güvenliğinde güvenilir ortakları olarak seçtiğinden, kuruluşlar, kullanıcılarının devam eden hibrit çalışmaları, bulut dönüşümleri ve dağıtılmış ortamları sayesinde daha iyi korunacağından emin olabilirler.

Security Service Edge (Güvenlik Hizmeti Uç Noktası) Hakkında

SSE mimarisi, bulut ortamları, uzak konumlar ve mobil kullanıcılar dahil olmak üzere dağıtılmış bir ağ üzerinden hizmetlere, uygulamalara ve verilere güvenli erişim sağlamaya odaklanır. DNS güvenliği de dahil olmak üzere birden fazla güvenlik işlevini tek bir bulut hizmetinde birleştirerek SSE, hem kullanıcıları hem de altyapıyı tehditlere karşı etkili bir şekilde korur.

Cisco Umbrella Hakkında

Cisco Umbrella, tüm Cisco SSE çözümleri için güvenli internet erişimi sağlayan Cisco Security Service Edge (SSE) ürün ailesinin bir parçasıdır. Umbrella, kötü amaçlı yazılımları daha erken durdurmak ve enfekte olmuş makineler ağınıza bağlanırsa saldırganlara geri arama yapılmasını önlemek için tüm bağlantı noktaları ve protokoller üzerinden tehditleri durdurmak üzere DNS kullanır.

Umbrella, her ölçekteki kuruluşa daha az yanlış pozitifle daha fazla tehdidi daha hızlı engellemek için ihtiyaç duydukları veri ve görünürlüğü sağlar.

Güçlü DNS katmanı güvenliğinde lider olan Umbrella, şirket içi kullanıcılar için ek bir koruma katmanı sağlarken, aynı zamanda gezici kullanıcıların işlerinin onları götürdüğü her yerde güvenilir koruma elde etmelerini sağlar.

Tehditleri bir gün gibi kısa bir sürede dağıtın ve durdurmaya başlayın.

Bir Cisco Umbrella Demosu Planlamak için lütfen bizi arayın.

Cisco Secure Access Hakkında

Cisco Secure Access, Güvenlik Hizmeti Uç Noktası (SSE) ürün ailemizin en yeni üyesidir ve birleşik, bulut tabanlı güvenlik, sıfır güven ilkeleri ve yapay zeka destekli görünürlüğü bir araya getirerek kuruluşların her yerden her yere güvenli erişim sağlama becerisini kökten iyileştirir.

Secure Access, güvenli web ağ geçidi (SWG), bulut erişimi güvenlik aracısı (CASB), sıfır güven ağ erişimi (ZTNA), uzaktan tarayıcı izolasyonu (RBI), veri kaybı önleme (DLP), bulut kötü amaçlı yazılım tespiti ve daha fazlasını içeren kapsamlı bir güvenlik özellikleri seti sunar. Kullanıcıların internete, genel SaaS uygulamalarına ve özel uygulamalara erişimini etkili bir şekilde güvence altına alarak, onları karmaşık ve gelişen tehditlere karşı korur.

Bir Cisco Secure Access Demosu Planlamak için lütfen bizi arayın.

UYARI
© 2024 Cisco and/or its affiliates. All rights reserved. Cisco and the Cisco logo are trademarks or registered trademarks of Cisco and/or its affiliates in the U.S. and other countries. To view a list of Cisco trademarks, go to this URL: www.cisco.com/go/trademarks. Third-party trademarks mentioned are the property of their respective owners. The use of the word partner does not imply a partnership relationship between Cisco and any other company. (1110R) 1332283224   06/24

The Art of War: Cisco XDR ile Savunma Sanatı

Yönetici Özeti

Bu belge, Sun Tzu’nun “Savaş Sanatı” adlı eserinden esinlenerek modern siber güvenlik zorluklarına askeri stratejilerin uygulanmasını ele almaktadır.

Temel sorun, güvenlik operasyon merkezlerinin (SOC’ler) dağınık ve koordine edilmemiş düzinelerce araçtan gelen uyarı bombardımanına tutulması, analistlerin tükenmişlik yaşaması ve kuruluşların gelişmiş tehditlere karşı birleşik bir güç olarak hareket edememesidir.

Önerilen çözüm, Cisco İhlal Koruma Paketi’nin (Cisco Breach Protection Suite) bir parçası olarak Cisco XDR’ı merkezine alan birleşik ve proaktif bir savunma yaklaşımıdır. Bu yaklaşımın temel amacı, güvenlik ekiplerini birleşik bir güç olarak hareket etmeleri için güçlendirmek ve donatmaktır.

Cisco XDR, ağ, bulut, uç nokta, e-posta ve kimlik dahil olmak üzere tüm güvenlik yığınından telemetri ve veri toplayan merkezi bir komuta merkezi olarak işlev görür. Bu verileri analiz edip önceliklendirerek, güvenlik ekiplerinin yapay zeka destekli tetikleyiciler ve veriye dayalı manuel müdahalelerle kararlı ve koordine bir yanıt vermesini sağlar.

Belge, varlık yönetimi ve stratejik planlamadan, siber dayanıklılığın optimize edilmesine, ofansif güvenlik tatbikatlarına ve gizli tehdit istihbaratı toplamaya kadar 13 temel savunma ilkesini detaylandırmaktadır. Ana fikir, düşmanları anlamak, kendi dijital arazinize hakim olmak ve saldırıları gerçekleşmeden önce alt etmek için hem reaktif hem de proaktif taktikleri birleştirmektir. Cisco’nun Splunk ile entegrasyonu, bu birleşik savunma stratejisinin temel bir bileşeni olarak vurgulanmakta ve kuruluşlara siber dayanıklılık oluşturma konusunda daha da fazla esneklik ve görünürlük sağlamaktadır.

Ana Temalar: Sun Tzu’dan Esinlenen 13 Savunma Prensibi

E-kitap, siber güvenlik stratejisini, Sun Tzu’nun “Savaş Sanatı”nda ortaya koyduğu 13 askeri prensiple paralel olarak yapılandırmaktadır. Her prensip, modern bir siber savunmacının karşılaşabileceği zorluklara ve bu zorlukların üstesinden gelmek için Cisco XDR’ın yeteneklerinin nasıl kullanılabileceğine odaklanmaktadır.

Prensip 1: Stratejik Güvenlik Planlaması

“Yeterli stratejik güvenlik planlaması başarıya götürür. Planlama eksikliği ise kurumu güvenlik riskinden koruyamamayla sonuçlanır.”

Bu prensip, siber savaş alanında titiz planlamanın, özellikle de varlık yönetiminin önemini vurgulamaktadır. Kuruluşlar, varlıklarının bileşimini, zafiyetlere maruz kalma durumlarını ve iş başarısı için ne kadar kritik olduklarını anlamalıdır. Center for Internet Security (CIS) de ilk Kritik Güvenlik Kontrolü olarak “Kurumsal Varlıkların Envanteri ve Kontrolü”nü tanımlamaktadır.

İlgili Cisco XDR Yetenekleri:

XDR İhlal Koruma Onaylı Tasarımı (Breach Protection Validated Design): Güvenlik analistlerinin birden çok kaynaktan gelen olay verilerini ve telemetriyi ilişkilendirmesine, birleştirmesine ve zenginleştirmesine yardımcı olan bir ekosistem oluşturur. Bu, araştırmaları hızlandırır ve durumsal farkındalığı artırır.

XDR Varlık Analizleri (Asset Insights): Analistlerin bir kuruluşun en kritik varlıklarını (kullanıcılar, cihazlar, hesaplar vb.) belirlemesine yardımcı olur ve güvenlik önceliklerini iş hedefleriyle uyumlu hale getirir.

XDR Entegrasyonları Konfigürasyonu (Integrations Configuration): Entegrasyonları dört kategoride toplar: Otomasyon ve Yanıt, Varlık Analizleri ve Bağlam, Tehdit Avcılığı ve Araştırma, Tespit Analitiği ve Korelasyon.

Prensip 2: Etkili Siber Operasyonlar

“Nihai hedef, uyumluluk kutularını işaretlemek olmamalıdır. Saldırıları durdurmak ve riski azaltmak her şeyden önemlidir. Bu, kararlı eylem gerektirir.”

Siber güvenlikteki amaç, sadece savunma eylemine katılmak değil, savaşı kazanmaktır. Bu, gelişmiş tehdit aktörlerinin üstesinden gelmek için karşı önlemleri otomatikleştirmeyi ve kararlı eylemlerde bulunmayı gerektirir. Amaç, bir tehdidin saldırıya dönüşmesini önlemek ve bir saldırının zararlı etkisini azaltmaktır.

İlgili Cisco XDR Yetenekleri:

XDR Kontrol Merkezi (Control Center): Siber güvenlik kaynak tahsisini optimize ederek operasyonel maliyetleri düşürür. Geçmiş olaylardan ve çözüm yöntemlerinden elde edilen içgörülerle mevcut kaynakların en iyi nasıl tahsis edileceği konusunda bilgi sağlar.

Talos Tehdit İstihbaratı (Threat Intelligence): 500’den fazla analistle, savunmacılara tehdit aktörlerinin taktikleri, teknikleri ve prosedürleri (TTP’ler) hakkında kritik içgörüler sunarak stratejik bir avantaj sağlar.

XDR Otomasyon Kuralları (Automation Rules): Güvenlik ekiplerinin olay niteliklerine dayalı koşullar belirlemesine olanak tanır, bu da otomatik yanıtları tetikler ve savunmacıları karar verme sürecinde tutarken makine hızıyla operasyon yapma yeteneğini artırır.

Prensip 3: Çatışmasız Saldırı

“Strateji, kendi savunmanızın yeteneklerini, nerede savunmasız olduğunuzu ve bu zayıflıkların nasıl istismar edilebileceğini bilmekten doğal olarak doğar.”

Reaktif bir savunma yerine, kuruluşların siber tehditleri etkili bir şekilde tahmin etmelerini, uyum sağlamalarını ve alt etmelerini sağlayan proaktif bir stratejiye ihtiyaçları vardır. Cisco XDR, siber savunmayı hassasiyet ve öngörüyle düzenlemek için tasarlanmış bir cephanelik sunar ve tehditleri saldırmadan önce alt eder.

İlgili Cisco XDR Yetenekleri:

XDR Entegrasyonları (Integrations): Açık API’ler ve endüstri standardı protokoller kullanarak SIEM platformları, uç nokta koruma sistemleri ve tehdit istihbaratı beslemeleri gibi çeşitli güvenlik çözümleriyle sorunsuz bir şekilde bütünleşir.

XDR Otomasyonu (Automate): Olay müdahalesinin ötesine geçerek, kuruluşların rutin güvenlik görevlerini ve iş akışlarını otomatikleştirmesine olanak tanır.

XDR Veri Analitiği (Data Analytics): Kuruluşların savunma stratejilerini eyleme geçirilebilir istihbaratla gerçek zamanlı olarak uyarlamalarını sağlar.

Prensip 4: Dijital Cepheyi Güvence Altına Alma

“Planlama ve hazırlık, yaklaşan bir saldırının olumlu sonucunu önceden belirleyebilir.”

Bu ilke, bir savaşın sonucunun doğru hazırlık ve planlama ile önceden belirlenebileceğini öne sürer. Siber güvenlikte bu, bir kuruluşun varlıklarını koruma ve her koşulda operasyonlarını sürdürme yeteneğini garanti altına alan proaktif bir strateji anlamına gelir. Bu, bal küpleri (honeypots) ve yemler (decoys) gibi aldatma tekniklerinin kullanımını da içerir.

İlgili Cisco XDR Yetenekleri:

XDR Varlıkları (Assets): Savunmacılara, varlıkları, cihaz ve kullanıcı nesnelerini ve bu nesnelerin farklı entegrasyonlar arasındaki korelasyonunu görüntüleyebilecekleri merkezi bir platform sunar. Bu, riske dayalı değer ataması için etiketleme sağlar.

XDR Entegrasyonları (Integrations): Varlıklara tam ve bağlamsal görünürlük sağlamak ve entegrasyonların her zaman doğru çalıştığından emin olmak için sağlık kontrolleri sunar.

XDR İstemci Yönetimi (Client Management): Uç nokta izleme ve koruma yapılandırmalarını tek bir platformda merkezileştirir.

Prensip 5: Siber Dayanıklılığı Optimize Etme

“Zeki savunmacı, günümüzün giderek karmaşıklaşan ve karma tehditleriyle mücadele etmek için mevcut tüm kaynakların birleşik enerjisini kullanarak birleşik, koordineli bir savunma kurar.”

Yıllardır siber güvenlik endüstrisi reaktif bir yapıya sahipti ve bu da kuruluşların ortalama 76 farklı güvenlik aracı kullanmasına yol açtı. Bu prensip, insanları, süreçleri ve teknolojiyi uyumlu hale getiren bütünsel bir yaklaşımı savunur. Cisco XDR ve Splunk Enterprise Security (ES), tüm dijital ortamda görünürlük ve kontrol sağlayan bu uyumlaştırıcı araç olabilir.

İlgili Cisco XDR Yetenekleri:

XDR Playbook’ları (Playbooks): Güvenlik prosedürlerinin güvenilir, tutarlı ve verimli bir şekilde tamamlanmasını sağlayan otomatik iş akışları içeren önceden oluşturulmuş kılavuzlar sunar.

XDR + Kurtarma (Recovery): Fidye yazılımı saldırılarına karşı koruma sağlamak, saldırının etkisini azaltmak ve sistemleri hızla geri yüklemek için taktiksel bir karışım sunar.

Cisco + Splunk: Dayanıklılık oluşturmaya ve enerjiyi en üst düzeye çıkarmaya yardımcı olan hibrit bir güvenlik platformu fikrini genişletir.

Prensip 6: Zafiyet ve Varlık Yönetimi

“Rakibin niyetlerini bozmak için kendi ortamınızdaki zayıf noktaları bulun ve güçlendirin.”

Bu strateji, hem kendi savunmanızdaki hem de rakiplerinizin kuvvetlerindeki zayıf noktaları belirlemeyi içerir. Kritik varlıkları belirlemek ve her bir varlığa maruz kalan riske göre değeri önceliklendirmek esastır. Cisco XDR, varlıkları ve zafiyetlerini bir araya getirerek ve kuruluşa olan değerlerine göre önceliklendirme yeteneği sunarak bu sürece yardımcı olur.

İlgili Cisco XDR Yetenekleri:

XDR Varlık Kuralları (Assets Rules): Olay önceliklendirmesine ve MITRE ATT&CK Çerçevesine dayanarak bir varlığın değerini dinamik olarak ayarlar.

XDR İstihbaratı (Intelligence): Savunmacıların, bir saldırının varlığını doğrulamak için hash’ler, IP adresleri ve bilinen kötü amaçlı URL’ler gibi gözlemlenebilir verileri kullanarak uyarılar ve olaylar arasında ayrım yapmalarını sağlar.

XDR İstihbarat Beslemelerinin Otomasyonu (Automating Intelligence Feeds): XDR Automate iş akışlarını kullanarak alan adları, IP adresleri ve dosya hash’leri için dinamik olarak engelleme listeleri oluşturur ve rakiplerin iletişim kurma yeteneğini ortadan kaldırarak onları şaşırtır.

Prensip 7: Uyarlanabilir Siber Taktikler

“Rakibinizi alt etmek, en etkili karşı önlemleri toplamak için güvenlik yığınınız üzerinde esneklik ve kontrol gerektirir.”

Modern savunmacılar, izole araçları, bir saldırının yaşam döngüsü boyunca (öncesi, sırası ve sonrası) en uygun araçları ve teknikleri dağıtmak için kapsamlı bir yetenekler bütünü oluşturacak şekilde sorunsuz entegre eden bir sisteme ihtiyaç duyar. Cisco XDR, bu merkezi kontrol noktası olarak hizmet eder.

İlgili Cisco XDR Yetenekleri:

XDR Otomasyon Kuralları ve Tetikleyicileri (Automation Rules & Triggers): Tespit edilen olaylar, bir yedekleme başlatmak veya enfekte bir sistemi karantinaya almak gibi önceden onaylanmış karşı önlemleri tetikleyebilir.

XDR Olay Pivot Menüsü (Incident Pivot Menu): Savunmacılara, saldırıları durdurmak ve etkilerini azaltmak için alabilecekleri önceden onaylanmış bir eylem seti sunar.

XDR İstihbarat Olayları (Intelligence Events): Birden çok tehdit istihbaratı beslemesini alır ve bu istihbaratı bir kuruluşun benzersiz durumuna uygular.

Prensip 8: Çeşitlendirilmiş Siber Güvenlik Stratejileri

“Rakibinizi dengesiz tutmak için elinizdeki tüm siber güvenlik stratejileri ve taktikleri envanterini kullanın.”

Çok az güvenlik ekibi hem uzmanlığa, hem araçlara hem de zamana sahiptir. Bu prensip, öğrenilen tüm stratejileri ve taktikleri en uygun şekilde kullanarak bu boşlukları kapatmayı önerir. Cisco XDR, ekiplere bu stratejileri uygulamak için gereken rehberliği, kaynakları ve operasyonel verimliliği sağlar.

İlgili Cisco XDR Yetenekleri:

XDR Olay Raporları (Incident Reports): Cisco’nun Yapay Zeka Asistanı tarafından sağlanan Üretken Yapay Zeka’yı kullanarak, atılan adımları gözden geçirmeyi ve iyileştirmeler önermeyi kolaylaştıran bir olay raporu sunar.

XDR Playbook Düzenleyici (Playbook Editor): Savunmacıların, ekip arkadaşlarının bir olayın hemen ardından takip edebileceği en iyi uygulamaları içeren otomasyon iş akışlarıyla görevleri özelleştirmesine ve düzenlemesine olanak tanır.

XDR Araştırma (Investigate): Gelecekteki savunma stratejilerini uyarlamak için verileri grafiksel bir görünümde düzenler.

Prensip 9: Siber Operasyonlar Yürütme

“Savunmacıların tehditleri etkisiz hale getirmesine ve kuruluşa yönelik etkili riski engellemesine olanak tanımak için araçlarınızı, uzmanlığınızı ve kaynaklarınızı kullanın.”

Başarılı siber operasyonlar, araçları, uzmanlığı ve kaynakları, savunmacılara tehdit aktörleri üzerinde bir avantaj sağlayacak şekilde konumlandırmaya dayanır. Cisco XDR, savunmacılara durumsal farkındalık, araçlar ve beklenen sonuçları sunmak için merkezi bir kontrol noktası sağlayarak savunma stratejilerini uygulamalarına yardımcı olur.

İlgili Cisco XDR Yetenekleri:

XDR Sürekli İzleme (Continuous Monitoring): Aciliyet ve olay önceliklendirmesini gösteren bir risk puanı hesaplayarak durumsal ve çevresel farkındalık sağlar.

XDR Araştırma (Investigation): Bilgileri analiz ederek bir saldırının gerçekleşip gerçekleşmediğini doğrular, hangi sistemlerin risk altında olduğunu belirler ve hızlı bir yanıt için yapay zeka tarafından oluşturulan rehberli öneriler sunar.

XDR Entegrasyonları (Integrations): Cisco veya başka bir güvenlik satıcısından gelen düzinelerce güvenlik aracından görünürlük ve kontrolü tek bir yerde birleştirerek merkezi bir kontrol noktası görevi görür.

Prensip 10: Siber Arazide Gezinme

“Dijital varlıklarını ve tehdit davranışlarını tam olarak anlayan savunmacılar, karşı eylem planlarını daha iyi hazırlayabilir.”

Savaş alanı farkındalığı siber güvenlik için de kritik öneme sahiptir. Kendi dijital varlıklarını, rakiplerinin yeteneklerini anlayan ve hazırlıklı eylem planları yürütebilen bir savunmacı, kuruluşunu koruma yeteneğinden emin olabilir.

İlgili Cisco XDR Yetenekleri:

XDR Varlık Analizleri (Asset Insights): İşletim sistemi türü, konum, kullanıcılar, ayrıcalıklı profiller ve potansiyel zafiyetler dahil olmak üzere dijital varlıklara derinlemesine görünürlük sağlar.

XDR İstihbaratı (Intelligence): Cisco Talos ve üçüncü taraf tehdit istihbaratı kaynaklarından gelen mevcut tehditler, motivasyonları ve teknikleri hakkında değerli bilgiler sunar.

XDR Playbook’ları ve Otomasyon Tetikleyicileri (Playbooks & Automation Triggers): Savunmacıların, kendi dijital ortamları hakkındaki farkındalıklarını ve tehdit imzaları hakkındaki derin bilgilerini kullanarak özelleştirilmiş playbook’lar hazırlamalarına olanak tanır.

Prensip 11: Bağlamsal Güvenlik Duruşları

“Durumu değerlendirmek, etkili karşı önlemler uygulamak ve kesin, son bir darbe planlamak için saldırıları gerçek zamanlı olarak gözlemleme yeteneği yaratın.”

Bu ilke, elde edilen durumsal farkındalığı kullanarak aktif bir önleme durumundan aktif ve tespit edilmemiş bir izleme durumuna geçmeyi tavsiye eder. Saldırganların varlığınızdan haberdar olmadan hareketlerini gizlice izleyerek, taktiklerini, tekniklerini ve prosedürlerini öğrenebilir ve doğru zamanda etkili karşı önlemler uygulayabilirsiniz.

İlgili Cisco XDR Yetenekleri:

XDR Varlık Etiketleri ve Varlık Kuralları (Asset Tags and Asset Rules): Varlıkları ait oldukları “bölgeye” (zemine) etiketleyerek, savunmacıların olay incelemesi sırasında savundukları bölgeler hakkında hızlıca bilgi edinmelerini sağlar.

Otomasyon Tetikleyicileri, Playbook’lar ve İş Akışları (Automation Triggers, Playbooks and Workflows): Rakipleri şaşırtmak ve engellemek için etkinlikleri kapsamlı bir planda birleştirir. Örneğin, kötü amaçlı yazılımın yanal hareketini tespit ettikten sonra, harici erişimi otomatik olarak engellemek ve ardından belirli bir hash’i engellemek gibi “yumuşak engelleme” teknikleri kullanılabilir.

Prensip 12: Siber Savaş ve Ofansif Güvenlik

“Avantaj elde etmek için deneyimi artırmak, uyumluluğu göstermek ve hazırlığı geliştirmek amacıyla kendi ortamınıza saldırın.”

Siber güvenlik doğası gereği savunmacı olsa da, ilk hamleyi yapmanın gerekli olduğu durumlar vardır. Bu ilke, savunmacıların kendi ortamlarında ofansif olmalarını tavsiye eder — masaüstü tatbikatları, rakip taklidi ve “mor takım” (purple teaming) çalışmaları aracılığıyla. Amaç, “Kırmızı Düşün, Mavi Davran” (“Think Red and Act Blue”) felsefesini benimsemektir.

İlgili Cisco XDR Hizmetleri:

Cisco Teknik Güvenlik Değerlendirmesi (CTSA): Tehdit modellemesi, sızma testleri ve kırmızı takım tehdit simülasyonu gibi proaktif hizmetler sunar.

Talos Olay Müdahalesi (IR): Kuruluşların siber güvenlik olaylarına hazırlanmalarına, müdahale etmelerine ve bunlardan kurtulmalarına yardımcı olmak için proaktif ve acil durum hizmetleri sunar.

Yönetilen XDR (MXDR): Cisco XDR Premier lisansı ile sunulan bu yönetilen hizmet, potansiyel güvenlik tehditlerini ve ihlallerini izlemek ve bunlara yanıt vermek için Cisco’nun seçkin araştırmacı, araştırmacı ve müdahaleci ekibinden yararlanır.

Prensip 13: İstihbarat ve Tehdit Bilgisi Toplama

“Saldırı zinciri boyunca gizlice düşmanları izleyerek, davranışlarını analiz edip tahmin ederek ve kararlı adımlar atarak büyük bir taktik avantaj elde edin.”

Son ilke, saldırganları saldırı zinciri boyunca hareket ederken gizlice gözlemlemek için izleme ve raporlama yeteneği olan “casusları” görevlendirmeyi teşvik eder. En hayati tehdit istihbaratı, saldırganları kendi ortamınızda eylem halinde izlemekten gelir. Bu, bir sonraki adımlarını tahmin etmenize ve en avantajlı zamanda kararlı adımlar atmanıza olanak tanır.

İlgili Çözümler:

Cisco Birleşik Tehdit Tespiti ve Olay Müdahale Çözümü (Unified Threat Detection and Incident Response Solution): Cisco XDR ile Splunk ES, tehdit tespiti, araştırma ve müdahaleyi geliştirir. Cisco XDR bilgiyi merkezileştirirken, Splunk ES saldırganın hareketlerinin aktif olarak izlenmesini sağlar. Bu birleşik çözüm, tüm kaynaklardan gelen verileri alıp normalleştirir ve analiz ederek kapsamlı görünürlük ve sürekli güvenlik izlemesi sağlar.

E-mail Security Çözümü Satın Almayın

NOT: Bu belge ters psikoloji yaklaşımını kullanıyor ve insanları e-posta güvenliği, uyumluluk, gönül rahatlığı ve siber tehditlere karşı koruma gibi elde edecekleri “korkunç” faydalar konusunda uyarıyor.

Phishing Email Geldiğinde Sakın Engellemeyin

Lütfen e-posta güvenlik çözümlerinin gelişmiş kimlik avı korumasından kaçının. Nijeryalı prenslerden milyonlarca dolar kazanma ve “CEO”nuzdan hediye kartı talep eden acil talepler gibi heyecan verici fırsatları kaçırırsınız!

Doğrusunu isterseniz: Her e-postanın bir tuzak olup olmadığını merak etmenin heyecanını yaşarken sıkıcı e-posta güvenliğine kimin ihtiyacı var? 

Gelişmiş Tehdit Korumasını Boş Verin

E-posta güvenlik çözümlerinin sandboxing ve URL yeniden yazma özelliklerinin eğlenceyi mahvetmesine izin vermeyin! Eklerinizi açmadan önce güvenli olduklarını bilirseniz hiç heyecanı kalmaz!

Doğrusunu isterseniz: E-posta ekleriyle Rus ruleti oynamak sizce de çok eğlenceli değil mi?

E-posta Şifrelemesinden Uzak Durun

E-posta güvenlik çözümlerinin şifreleme yetenekleri tamamen abartılıyor. Hassas verilerinizi tüm internet alemiyle ücretsiz olarak paylaşmak varken neden kendinize saklayasınız ki?

Doğrusunu isterseniz: Gizlilik artık mazide kaldı. Bilgisayar korsanlarının da hobilere ihtiyacı var! 

Regülasyonlara Uymakla Boşa Zaman Kaybetmeyin

GDPR, KVKK, HIPAA ve SOX gibi uyumluluk özelliklerini atlayın. Milyonlarca lira para cezası ödemek regülasyonlara uymak için uğraşmaktan çok daha heyecan verici!

Doğrusunu isterseniz: Yüksek ceza ve tazminat ödemelerinin heyecanını yaşamak varken paraya kimin ihtiyacı var?

Verilerinizin Kaçırılmasını Dert Etmeyin

Hassas verilerin kuruluşunuzdan çıkmasını önlemek için DLP özelliklerini kullanmayın. Zaten fikri mülkiyetin anlamı rakiplerle de kolayca paylaşılması değil mi?

Doğrusunu isterseniz: Rakiplerinizle bedavaya tüm gizli bilgilerinizi paylaşmak varken neden rekabette hep bir adım önde olmaya uğraşacaksınız ki! 

Personelinizi Eğitmeyi Artık Bırakın

Güvenlik farkındalığı eğitimlerinden kaçının. Çalışanlarınız kesinlikle kimlik avı girişimlerine kanmayacak kadar akıllıdır. Ne ters gidebilir ki?

Doğrusunu isterseniz: Cuma öğleden sonraları yaşanan sürpriz güvenlik olaylarını herkes sever!

E-postaları Arşivlemekle Uğraşmayın

E-posta güvenlik yazılımlarının e-posta arşivleme ve e-keşif araçları tamamen gereksizdir. Posta kutularını haftalarca tarayarak zaten aradığınızı bulabiliyorken e-postaları hızlıca ve kolayca bulmaya kimin ihtiyacı var?

Doğrusunu isterseniz: Dijital arkeoloji eğlenceli bir alandır! Neden kendi e-posta sisteminizde pratik yapmayasınız?

İçeriden Gelecek Tehditleri Umursamayın

İçeriden gelebilecek tehditleri izlemeyin. Elbette tüm çalışanlarınız her zaman sizin çıkarlarınızı düşünür ve asla şüpheli bir şey yapmaz!

Doğrusunu isterseniz: Herkese körü körüne güvenmek kesinlikle çok akıllıca bir iş stratejisidir!

Bulut E-posta Güvenliğinden Kaçının

Office 365 veya Google Workspace’inizi e-posta güvenlik çözümleri ile güvence altına almayın. Günümüzün tehdit ortamı için bulutta sağladıkları standart güvenlik özellikleri kesinlikle yeterlidir!

Doğrusunu isterseniz: Sadece bir tane bedava güvenlik katmanına sahip olmak varken neden birden fazla güvenlik katmanı olsun? Derinlemesine savunma çok abartılıyor! 

Son Uyarımız

Bu mesaj size “Equip ile Hiçbir Bağı Bulunmayan Bir Pazarlama Departmanı” ve “Uluslararası Kimlik Avı Severler Topluluğu” tarafından iletildi. Gerçek e-posta güvenliği faydalarına herhangi bir benzerlik tamamen tesadüfidir.

E-posta güvenlik çözümleri kullanmanın yan etkileri şunları içerebilir: stresin azalması, uyku kalitesinin artması, düzenlemelere uyum ve şüpheli bir fidye yazılımı saldırısı eksikliği.

Dikkat: Bu uyarıyı görmezden geldikten sonra meydana gelebilecek e-posta güvenliğindeki ani faydalardan, üretkenlik ve verimlilik artışlarından veya heyecan verici siber olaylardaki hayal kırıklığı yaratan azalmalardan sorumlu değiliz. 

Siber suçlular işsiz kalabilir. 

Sevimli Köpek Dostlarımız vs. E-mail Security Çözümleri: İki Koruyucunun Hikayesi

Koruma hakkında düşündüğünüzde, köpekler ve e-mail security çözümleri doğal karşılaştırmalar gibi görünmeyebilir – ancak ikisi de kendi alanlarında sadık koruyuculardır!

Haydi birlikte bir bakalım:

Tehdit Algılama

Köpekler: Postacı, Hepsiburada teslimatçıları ve bahçede uçuşan şüpheli şekilli yapraklar gibi şüpheli karakterlere havlarlar.

E-posta Güvenliği: Şüpheli Nijeryalı prenslere, iTunes hediye kartlarına acilen ihtiyacı olan İK müdürüne ve size milyonlarca dolar bırakan uzun zamandır kayıp olan akrabanıza dijital uyarılar havlar.

Eğitim Gereksinimleri

Köpekler: Ödüllere, sabra ve tutarlı komutlara ihtiyaç duyarlar. Kediler ortaya çıktığında onlara öğrettiğiniz her şeyi yine de görmezden gelebilirler.

E-posta Güvenliği: Güncellemelere, yamalara ve yapılandırmaya ihtiyaç duyarlar. “Sunucu Konumunuza Yakın Sıcak Arkadaşlar” hakkında o tek kimlik avı e-postasını yine de geçirebilirler.

Bakım Maliyetleri

Köpekler: Yiyecek, veteriner ziyaretleri, oyuncaklar ve düşman savaşçısı olduğuna karar verdikleri kanepeyi değiştirme maliyetleri.

E-posta Güvenliği: Yıllık abonelikler, BT desteği ve CEO golf bültenini alamadığında acil durum çağrıları.

Kullanıcı Deneyimi

Köpekler: Duygusal destek, kucaklama sağlar ve ara sıra size hediye olarak salyalı oyuncaklarını getirir.

E-posta Güvenliği: Endişe, hayal kırıklığı yaratır ve ara sıra patronunuzdan terfinizle ilgili gelen önemli e-postaları karantinaya alır.

Yanlış Pozitifler (False Pozitives)

Köpekler: Düşen yapraklar, kendi yansıması, komşunun kedisinin varlığı ve televizyondaki kapı zili için tam bir davetsiz misafir alarmı çalar.

E-posta Güvenliği: Büyükanneden gelen meşru e-postaları işaretler ancak on yedi yanlış yazım içeren “İş Fırsatlarınızı Genişletin” spam’ine izin verir.

Fiziksel Gereksinimler

Köpekler: Yürüyüşe, bahçe alanına ihtiyaç duyar ve bir şekilde boyutunuzun %10’u olmasına rağmen yatağınızın %90’ını kaplamayı başarır.

E-posta Güvenliği: Sunucu alanına, bant genişliğine ihtiyaç duyar ve “hafif ve optimize edilmiş” olmasına rağmen bir şekilde tüm sisteminizi yavaşlatmayı başarır.

Sonuç

Her ikisi de sizi şiddetle koruyacaktır, ancak yalnızca biri size terliklerinizi getirecek ve önemli belgelerinizi korumak yerine yedikten sonra sevimli bir şekilde suçlu görünecektir.

Şirketiniz için en doğru e-mail security çözümünü birlikte bulalım. 

Splunk Enterprise Security

Yönetici Özeti

Bu rapor, Splunk Enterprise Security çözümünün temel zorluklarını, yeteneklerini ve sağladığı faydaları özetlemektedir. Günümüzün güvenlik operasyonları ekipleri; hibrit, bulut ve şirket içi ortamlarda görünürlük eksikliği, çok sayıda kaynaktan gelen veri seli, uyarı yorgunluğu ve yapay zeka destekli gelişmiş tehditler gibi önemli zorluklarla karşı karşıyadır. Ekipler, ortalama 25’ten fazla farklı güvenlik aracını yönetirken, büyük güvenlik açıklarını küçük sorunlardan ayırmakta ve önceliklendirmekte zorlanmaktadır.

Pazar lideri bir güvenlik bilgileri ve olay yönetimi (SIEM) ve güvenlik analitiği çözümü olan Splunk Enterprise Security, bu zorluklara yanıt vermek üzere tasarlanmıştır. Yapay zeka destekli Splunk platformu üzerine inşa edilen bu çözüm, ham verileri eyleme geçirilebilir içgörülere dönüştürerek güvenlik operasyon merkezlerinin (SOC) verimliliğini artırır. Temel faydaları üç ana başlık altında toplanır:

Kapsamlı Görünürlük: Herhangi bir kaynaktan gelen veriyi ölçekli bir şekilde alıp normalleştirerek veri karmaşasını anlamlandırır.

Bağlam ile Doğru Tespit: Risk Bazlı Uyarı (RBA) özelliği ile uyarı hacmini %90’a kadar azaltarak analistlerin en kritik tehditlere odaklanmasını sağlar. MITRE ATT&CK gibi endüstri standartlarıyla uyumlu 1.700’den fazla kullanıma hazır tespit kuralı sunar.

Operasyonel Verimlilik: Tehdit tespiti, araştırma ve müdahale iş akışlarını tek bir platformda birleştirir. Splunk SOAR ile yerel entegrasyonu sayesinde Ortalama Tespit Süresini (MTTD) ve Ortalama Müdahale Süresini (MTTR) optimize eder.

Splunk Enterprise Security, kuruluşların önemli olanı tespit etmesine, olayları bütünsel olarak araştırmasına ve tehditlere hızla müdahale etmesine olanak tanıyan güçlü ve merkezi bir çözümdür.

Güvenlik Operasyonlarının Karşılaştığı Temel Zorluklar

Güvenlik ekipleri, modern tehdit ortamında verimliliklerini ve etkinliklerini azaltan bir dizi önemli zorlukla mücadele etmektedir. Bu zorluklar, ham verileri eyleme geçirilebilir içgörülere dönüştürme yeteneğini doğrudan etkilemektedir.

Veri Karmaşası ve Görünürlük Eksikliği: Ekipler, hibrit, bulut ve şirket içi (on-prem) ortamlara dağılmış çok sayıda güvenlik ve BT kaynağından gelen büyük veri hacimlerini analiz etmeye çalışırken veri karmaşasıyla boğuşmaktadır.

Bağlam Yetersizliği: Güvenlik olaylarıyla ilgili yeterli bağlamın olmaması, tehdit tespitini zorlaştırmaktadır. Analistler, yüksek öncelikli tehditleri düşük önceliklilerden ayırt etmekte güçlük çekmektedir.

Uyarı Yorgunluğu: Eylem gerektiren ezici sayıdaki uyarılar, ekiplerin en kritik zafiyetler büyümeden onlara odaklanmasını engellemektedir.

Gelişmiş Tehditler: Yapay zeka tarafından yönlendirilen karmaşık tehdit kampanyalarını tespit etme ve bunlara karşı savunma yapma ihtiyacı artmaktadır.

Araç Çokluğu: Güvenlik ekipleri, tespit, araştırma ve müdahale süreçlerinde ortalama 25’ten fazla farklı güvenlik aracını yönetmekle yükümlüdür, bu da operasyonel verimsizliğe yol açar.

Splunk Enterprise Security: Kapsamlı Bir Çözüm

Splunk Enterprise Security, pazar lideri bir SIEM ve güvenlik analitiği çözümü olarak dünya genelindeki Güvenlik Operasyon Merkezleri (SOC’ler) için güvenilir bir tercihtir. Yapay zeka yetenekleriyle güçlendirilmiş Splunk platformu üzerine inşa edilen bu çözüm, büyük ölçekte analitik sağlayarak sürekli güvenlik izleme ve maliyet etkin veri optimizasyonu sunar. Splunk’ın temel misyonu, müşterilerin “önemli olanı tespit etmelerini, bütünsel olarak araştırmalarını ve hızla müdahale etmelerini” sağlamaktır.

Temel Ürün Faydaları ve Yetenekleri

Kapsamlı Görünürlük Sağlama
Splunk Enterprise Security, kuruluşların veri karmaşasını anlamlandırmasına ve hızlı eyleme geçmesine olanak tanıyan benzersiz bir görünürlük sağlar.

Veri Entegrasyonu ve Analizi
Yapay zeka destekli Splunk platformu sayesinde herhangi bir kaynaktan gelen veriyi sorunsuzca alır, normalleştirir ve ölçekli bir şekilde analiz eder.

Özelleştirilebilir Uyarılar
“Özel uyarı eylemleri” özelliği, veri eşikleri, trend tabanlı koşullar ve kaba kuvvet saldırıları (brute force) gibi davranışsal desen tanıma gibi koşullara dayalı olarak farklı ayrıntı düzeylerinde uyarılar oluşturulmasını sağlar.

Bağlam ile Doğru Tespit Gücü
Platform, soruşturmaları kolaylaştırmak ve verimliliği artırmak için bağlam açısından zengin ve doğru tespit yetenekleri sunar.

Operasyonel Verimliliği Artırma

Splunk Enterprise Security, tehdit tespiti, araştırma ve müdahale iş akışlarını birleştirerek operasyonel verimliliği en üst düzeye çıkarır.

Bütünleşik Tehdit Tespiti, Araştırma ve Müdahale: Splunk® SOAR otomasyon playbook’ları ile yerel entegrasyon sunar. Bu entegrasyon, Splunk Enterprise Security ve Mission Control’ün vaka yönetimi özellikleriyle birleşerek tek bir birleşik çalışma yüzeyi oluşturur. Bu sayede Ortalama Tespit Süresi (MTTD) ve Ortalama Müdahale Süresi (MTTR) optimize edilir.

Müdahale Planları: Kullanıcıların doğrudan Splunk Enterprise Security içinde yaygın güvenlik kullanım senaryoları için olay müdahale iş akışlarını yürütmelerine ve işbirliği yapmalarına olanak tanır.

Basitleştirilmiş Terminoloji: Platformdaki taksonomi, Açık Siber Güvenlik Şema Çerçevesi (OCSF) ile uyumludur. Bu, güvenlik ekibinin tespit, bulgu ve araştırma iş akışlarında ne üzerinde çalıştığını net bir şekilde anlamasını kolaylaştırır.

Genişletilebilirlik ve Ekosistem: Splunk’ın 2.200’den fazla iş ortağı ağına ve Splunkbase’de bulunan 2.800’den fazla iş ortağı ve topluluk tarafından geliştirilmiş uygulamaya erişim sağlar. Bu, mevcut araçlarla sorunsuz bir şekilde entegre olan, satıcıdan bağımsız ve merkezi bir çözüm sunarak karmaşık uyumluluk gereksinimlerinin karşılanmasına yardımcı olur.

Siber Güvenliğinizi Yeniden Düşündürecek 4 Çok Önemli Avantaj

Giriş

Günümüzdeki kuruluşlar, uygulamalarını aynı anda hem yüksek performanslı, hem kesintisiz erişilebilir, hem de siber saldırılara karşı güvende tutmak gibi karmaşık bir dengeyle karşı karşıyadır. Bu dengeyi kurmak, özellikle siber güvenlik ekiplerinin kısıtlı kaynakları göz önüne alındığında, her geçen gün daha da zorlaşmaktadır. Ancak bu zorluğa çözüm getiren yeni nesil teknolojiler, bilinenin aksine şaşırtıcı ve ilk bakışta sezgilere aykırı gelebilecek avantajlar sunuyor.

Bu makalede, A10 ve Fastly iş birliğinden doğan çözümün en çarpıcı ve ezber bozan dört avantajını inceleyeceğiz.

Daha Fazla Güvenlik, Daha Az Karmaşa Demektir

Ağ ve güvenlik yöneticileri, genellikle Yük Dengeleyici (ADC), DDoS koruması ve Web Uygulama Güvenlik Duvarı (WAF) gibi farklı ürünleri ayrı ayrı yönetmek zorunda kalır. Bu durum, karmaşıklığı, maliyeti ve sistemlere yüklenen ajanların neden olduğu “ajan yorgunluğunu” artırır. A10 Thunder ADC platformu ise bu dağınık yapıya son veriyor. Gelişmiş Yük Dengeleme (ADC), entegre DDoS koruması, Uygulama Erişim Yönetimi (AAM) ve yeni nesil WAF’ı tek bir platformda birleştirerek (konsolide ederek) bu sorunu kökünden çözüyor. Bu konsolidasyon, dağıtımı basitleştirirken, yönetim karmaşıklığını ve toplam sahip olma maliyetini (TCO) önemli ölçüde azaltır. Bu yaklaşım, güvenlik duruşunu güçlendirirken operasyonel stresi ortadan kaldırır.

Donanımı konsolide etmek fiziksel ve yönetimsel karmaşıklığı azaltırken, gerçek operasyonel rahatlama, sürekli manuel müdahaleyi ortadan kaldıran akıllı otomasyondan gelir.

Akıllı Tehdit Tespiti Neredeyse Sıfır Bakım Gerektirebilir

Geleneksel WAF çözümleri, genellikle sürekli olarak ayarlanması ve bakımı yapılması gereken statik kurallara veya imzalara dayanır. Fastly’nin yeni nesil WAF teknolojisi ise bu yaklaşımı tamamen değiştiriyor. Fastly, saldırı tespiti için kurallardan veya statik imzalardan çok daha isabetli olan token tabanlı bir yaklaşım kullanır. Bu teknoloji, OWASP Top 10’un ötesinde, Hesap Ele Geçirme (ATO) ve kötü niyetli botlar gibi geniş bir yelpazedeki saldırılara karşı “neredeyse hiç ayarlama veya bakım gerektirmeyen” bir koruma sağlar. En önemlisi, tehdit algılama ve engelleme işlemleri, performansı etkilemeden doğrudan A10 Thunder ADC cihazı üzerinde gerçek zamanlı olarak gerçekleşir. Fastly bulutu ile iletişim, yalnızca yapılandırma yönetimi ve analiz gibi eş zamansız görevler için kullanılır ve saldırıyı durdurma sürecini yavaşlatmaz. Bu akıllı teknoloji, yanlış alarmları (false positive) ortadan kaldırarak operasyonel giderleri (OpEx) düşürür ve Jira, Splunk, Microsoft Teams ve Grafana gibi mevcut DevOps ve SOC araçlarıyla kolayca entegre olarak DevOps ekiplerini güçlendirir.

Üst Düzey Güvenlik, Performansı Ezmek Zorunda Değil

Güvenlik çözümlerinin, özellikle şifreli trafiği (TLS/SSL) denetlerken uygulama performansını olumsuz etkilediği yönünde yaygın bir endişe bulunur. A10 ve Fastly ortak çözümü, bu sorunu akıllıca bir yöntemle aşmaktadır. Kritik ve yoğun kaynak tüketen TLS işlemleri, bu iş için optimize edilmiş yüksek performanslı A10 Thunder ADC cihazına yüklenir (offload edilir). Bu sayede, yeni nesil WAF ile ilişkili şifre çözme yükü (decryption overhead) etkin bir şekilde ortadan kaldırılır. Sonuç olarak, sırf kaynak tüketen şifreleme/şifre çözme işlevlerini desteklemek için daha büyük ve pahalı güvenlik cihazları satın alma ihtiyacı azalır ve uygulamalarınız performansından hiçbir ödün vermeden en üst düzeyde korunur.

Güvenlik, Modern “Sıfır Güven” (Zero Trust) Stratejilerini Destekleyebilir

Sıfır Güven (Zero Trust) mimarisi, “asla güvenme, her zaman doğrula” ilkesine dayanarak modern siber güvenliğin temel taşı haline gelmiştir. A10 Thunder ADC üzerinde çalışan yeni nesil WAF çözümü, bir kuruluşun Sıfır Güven stratejisini mükemmel bir şekilde tamamlar. Çözüm, mevcut Kimlik Sağlayıcılar (IDP’ler) ile sorunsuz bir şekilde entegre olarak kullanıcıları rahatsız etmeyen, müdahaleci olmayan bir kimlik ve erişim yönetimi stratejisi uygular. Kullanıcı deneyiminden ödün vermeden sürekli izleme ve sürekli kimlik doğrulama prensiplerini hayata geçirir ki bu da modern bir Sıfır Güven güvenlik çerçevesi için hayati önem taşır.

Sonuç

Görüldüğü gibi, A10 ve Fastly iş birliği siber güvenliğe dair yerleşik kanıları değiştiriyor. Konsolidasyon, akıllı otomasyon ve performans optimizasyonu gibi modern yaklaşımlar sayesinde karmaşıklığı azaltmak, bakım ihtiyacını ortadan kaldırmak, uygulamaları yavaşlatmadan korumak ve Sıfır Güven gibi modern stratejileri desteklemek artık mümkün. Bu iş birliği, güvenlik mimarisinin artık koruma ve performans arasında bir seçim yapmak olmadığını, aksine her ikisine de ulaşmak için birleşik bir strateji olduğunu kanıtlıyor. Siber güvenlik, bir karmaşıklık kaynağı olmaktan çıkıp, iş süreçlerini güçlendiren stratejik bir unsura dönüşüyor.

Kendinize şu soruyu sorun: “Mevcut güvenlik altyapınız, operasyonlarınızı basitleştiriyor mu, yoksa daha da karmaşık hale mi getiriyor?”